Kayıp Parola? Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Üye Girişi
Gönderen gökhan, Eklenme Tarihi 19-09-2009 15:37 Kaç Kişinin Favorisi 31
Üye Oylaması Değerlendirme yok Kaç Kez Gösterildi 795
   Aradığınız ödevi Yeni Sözlük sitemizde bulabilirsiniz.
.
Kaan İnce
Kaan İnce

Kısa Yaşam Öyküsü

 

2 Şubat 1970, Pazartesi, saat 17:45, Ankara.

Ankara İltekin İlkokulu. Sessiz, sakin bir öğrenci.

Ankara Cebeci Ortaokulu. Zeki, çalışkan, başarılı.

Ankara Yenimahalle Endüstri Meslek Lisesi Elektronik Bölümü

1986, Şiire ilk ilgi.

1989-1990 öğretim yılı. Üniversiteye hazırlık kursu.

1990 Güzü. A. Ü. DTCF Sosyoloji Bölümü. Şiirle boğuşması artar.

Ocak 1991, Milliyet Sanat Genç Şairler Köşesi, yayımlanan ilk şiiri.

1991 sonu ve 1992 ilk ayı, Balkan Kıraathanesi, haftalık buluşmalar ve İzlek'in çekirdek kadrosu.

Çağdaş Türk Dili, Yazılı Günler, Damar, Promete, Karşı dergilerinde şiirleri çıkmaya başlar.

Nisan 1992, Yaşar Nabi Nayır (Varlık) Şiir Yarışması, Mektup şiiri yayımlanır.

En son okuduğu ve çok etkilendiği şiir kitabı: 'Sevgilerde', Behçet Necatigil (yaz tatili).

1992 Ağustos'unun ilk haftasında, Gizdüşüm dosyasını ilk yayınevine vermiştir.

11 Ağustos 1992, İstanbul-Kadıköy, Ümit Oteli, saat 05.00 ��

Kaan İnce Kültür ve Sanat Vakfının kuruluşu 20 Ocak 1993 (Resmi Gazete)

İzlek dergisinin çıkışı: Ekim 1993

Ka n'ın çıkışı: Nisan 1997

 

 

KAAN'IN BIRAKTIĞI(*)

"Kuzu da koyun kadar çabuk gider" der Cervantes. Zamansız ölüm yoktur, erken ölüm vardır. Ölüm ölümdür, şu ya da bu biçimde oluşu pek bir şey değiştirmez. Yaşamı savunmak gerekir, ancak ölmeyi bilmek de bir şeydir. Bazen ölüm bizi yakalar, bazen biz ölümü yakalarız elimizle.

Yaşamın varoluşsal değeri, yani yaşamaya değer olup olmaması bir yana, onda her şeyin bazen insanın üstüne üstüne gelip her şeyi anlamsız kılarcasına bulandırdığı kesindir. İnsan ölmek hakkını kullanabilir. Kaan da öyle yaptı, ölmek hakkını kullandı. Her şey insana ölümü düşündürebilir, olumsuz şeyler kadar olumlu şeyler de.

Henüz çocuksu arayışlarla belirgin ama güzel sezgilerle dolu genç şiirinde yoğun bir ölüm duygusu dışlaşıyor. "Asit döktüler içimize" diyebilen genç bir şair hemen sonra "ses oldu ölüm, cesaret" diyebiliyorsa, yaşamakla ölmek arasında gidip gelen bir sarkacın tık tıklarını bütün varlığında duyuyor demektir. Onun genç şiirine pek gitmeyen 'susmak kutsalmış, ölüm de" sözleri yaşamı tartışan bir ruhun seslerini taşıyor.

Kaan İnce'nin ince duyarlılıklarla dolu genç şiiri tepe noktasına ulaşamadan düşmüş her şey gibi uzun uzun gönlümüzü burkacak, bize her zaman şu ya da bu nedenle eksik bıraktığımız, eksik yaşadığımız, göze alamadığımız, göze alsak da bulamadığımız şeyleri düşündürecek. Bunca uyarsızlığın, bunca tutarsızlığın, vurdumduymazlığın, kabasabalığın arasında bir çocuğun ölümü, onurlu bir gidişten başka bir şey değildir.

Bu gidişte bizi uzun uzun düşündürmesi gereken gizler vardır. Bu gizleri sökebilecek miyiz? Kaan bu dünyaya iki satırla da olsa kendini bırakıp gitti. Bizi bize duyurabilmek, bizi kendi üstümüze düşündürebilmek için dizeler bıraktı bize. Taptaze şiiri hiç eskimeden kalsın belleğimizde. Onu bize anımsatırken bizi bize duyurabilmek için, bizim kendimize bazı sorular sorabilmemiz için.

AFŞAR TİMUÇİN

(*) Papirüs Yayınlarında çıkan birinci baskıdan

Yorumlar
Ara
siirbaz  - Kaan İnce Şiirleri   |Author |2009-10-10 11:44:09
avatar mektup

yarım kalmış acılar denizi pencereme konardı ge-
ceyle, savrulurdum. gözyaşı kokusuyla dolu bir
kuğu, zamanın sonuna kalkan, sürgünümdü; göz
mavisi duman, sessizliğim. aktım ölü denizkızıy-
la
gökkuşağı saklı mektubun içine, pulumuz rüz-
gar oldu, postacımız güvercin. civa gibi eridik ka-
bımızda. kırmızıya gittik. hemen yokladım yüzü-
mü yağmurun yuva yaptığı ellerimle. iyice şaşır-
mıştı
alıcısı vapur ıslığımızın. saplandı gözlerimin
ışığı yeni güne.

mermer bir kayıkla geri döndük
diğer yarısına acının,
usulca çekildi deniz,
son bulduk, yenildik.

artık yataksız bir liman yüreğim,
soğuk ve loş.
kırık
düşlerim. serçelerde gözlerimin buğusu. buruk
içim.

böylesi bir yenilgiyi beklemediğim için
sabahın en serin ucunda bağıran ben
intihar edecekmiş gibi sıkılıyorum
düşük boynuma
asılı sonbaharı.

çekildi yaşanan hıçkırıklara, yaşanmayan düş kı-
rıntılarımızla boğulduğumuz odaya. düştü saat
duvardan, telefon diye çevirdim yelkovanı: imdat.
akrep soktu kendini. çan sesleri,
ezan sesleri, martı
sesi, çatılarda kaldı gecenin gizi. unuttum mektu-
bun içinde boğulduğumu. elveda.

gece şiirleri

1. devrik yürek savunması

çiy doladım kasnağına gecenin. ışıksızlığın hep
yoksul
yalnızlıklara çıkması doğurur o rüzgârı.
giz dizilmiş çardaklar incir kokulu, çiçek hattı
gözlerine doğru. kokunda korku. kafka; mürekkebini
içtiğim mevsimsiz aşk. ölümün önünde yayılan;
çıbanı
yüzümün. devrik yürek savunması ömrüm.
yaşlı bir adam vurgun yemiş. kuşlar. düşler.
kapılma saatleri, basamaklarında ateş yatan zaman
merdiveninin dik soluğuna. ve çekip giden bir ben,
aynı denize,
irkilen iskeleden.

2. ıssızlık sürüsü

sıcak bir buğu düşürdüler ceplerinden, kışın gelişini
gözlerime yıkan gölgeler, ölüme giderken. sonuna vardım
ufuk renginin, gündüz rüyalarımda gördüğüm. gün
sayıyor
kör eşgalim. sönüyor gülüşüm, gülün bağrında ikindi vakti.
zaman çağlıyor, ömrümü biçmeden. çölde ıssızlık sürüsü
gecelerim. pencerelerden akan yollarda usulca büyüyor
hüzün. isyan dumanları.
bir kıyı, boğulduğum. suçluyum.
talan edilmiş sokaklara yeleler taktım, yenilgilerimi
asmak için. korku salmış düş dudaklarına. üzgünüm.

3. buyruk

gecenin deniz kanatlarında, bir kuşun sesine
dalmış
düş topluyorum, gözlerime öpücük. kendine açan bir ışığı
emiyor kalbim. kara tren, sisler durağında akıntısı
kavuşmanın. ten, sahili gurbetin. dalga dalga köpürüyorum
aşka. buyruk: tez boynu
vurula!

4. harita

haritası parçalandı ellerimde gecenin, bir yitiriş değil
bu, sınırları tutamadım yerinde, gözlerime doldu sular,
şimdi zaman oynak bir gölge. nasıl başlasak geri dönmemek
için?
hüzünkıran ardında saklanan kalbimle, artık, okyanuslara
açılmak geçmeli içimden. biliyorum. ama kavuşmalar ayrılıktır
bazen.

yaşam pusulası

zaman dönencesi üzerinden acıya saplı bir fenerin
gölgesinde
sırılsıklam hüzün mendili kalbim. gecenin uçurumlarına sevgi kokuyor
ışık sağdığım şafaklar. öfkeden yalıtılmış aşk ikindisi,
tenimin terli gözeneklerine doluyor. yağan, göğün seccadesine
takılı
gözyaşı boncukları. gurbet türküsü sızıyor sesine, kasılan rüzgarın.
ve kırmızı sessizlik batmadan önce, sevinç taşıyor bir umut, su yürüyen
gece kırıklarına.
yaralı çocuk gibi sekiyorum,
aklımı deliyor güzün huysuz sabahı,
uzun bir yolculuk yanıyor akdenizin kıyısında, alevini içine alıp yok ederek.
ve gözbebeklerimde yaprak dökümü. azrail uyuyor. kına yağıyor.
kımıltısına dayanamayıp
kalbimin, yüzümü örtüyor samanyolu. ölüm tan boyu.
gece, sabah, gece... dönüp duruyor yaşam pusulası.

hüzün örgüsü

kırkikindi yağmurları gibi yağıp geçtin, kuytudan izledim seni, yılgın gözlerine
yataklık eden gecede. kokun sindi küçük şiirlerime. kuş kıyımı bir sabah yolumu gözlüyor ve ıslığımda karanlık bir yokuş beliriyor, karla kaplı. sesler hüzün örgüsü. kelime eskiten öfkemle dönüyorum
bıraktığım izlere. yakıyorum tüm ışıkları. düğüm düğüm geçiyor balıkçılar önümden sessizce. ateş ve toprak işte iki sevdalı, aralarından dilsiz su geçen. öyle uzun sanma zamanı, üstüne kuma getiren.
herkes ölümü gece beklerken ben- güze sevdalı bir adam- neden vapur sesi özlemiyle yollardayım saat sıfır üçte? hangi kıyı, soluksuz kapımda? bu mu korku düzmece sessizlik? bulmacanın kara kutuları
gibi cezalıyım. kuruyor ellerimde umutsuz bir güneş. gece öldü.... ölüm öldü.... beni gördüm.

çığlık

özürlü bellek, bir anda çağırınca yanına yitik aşkı, yengeç ayaklı saat kulesi dümen kırar: ateş
çanları. söktü gözlerimden acıyı telaşlı sular, yadsıdı yalnızlık yalnızlığını. ah bir harita zavallığıma.

gül diye diken açıyorum dalda, bak külü ıslanıyor sevginin, ikinci kez yanmasın diye. son
bir kez geçiyor düşümden yüzümü kıran gölgem, bildik ayrılıkların büyüdüğü. bir daha uykusuz kaldı yeryüzü.

evrende hangi eşyanın çığlığı gözlerime vuran?

sadece bir yıldız -yoksul çocukların
uçurtması, anılarına çektikleri- içimde hüznümü kanatan

fısıltı

zaman kırılır hızından; saat: hoşçakal.
sus
khaoss   |Registered |2009-10-17 00:32:20
avatar GİZDÜŞÜM

Boşlukta kemiklerin kanattığı karanlık: Sürekli,
geceye bölünen saatlerin asıldığı yer. Kıyı boyunca
çalınan sabah: Esrik tin. Sehpada unuttum başımı, us yitik.
Divansızların bembeyaz
ayetleri gibi peşin hüküm giydik.
Gözlerim deniziğnesi.
Kırıl benliğimin benli gözenekleri
İçinde, sürgünlerin gizli sessizliği.
Alnıma dayarım güz görümlük ömrümü, seherin cılız eliyle.
Uzaktaki
vahşi güle hüzün kokarım. Ve ölüm ardıma leke
düşer, gözlerimden çekilen sıcaklık korkuluk yüzümde
soğur soğur, iki kaş arasında yenilir kendine uzun yol.
Çiçek tüter düşler karanlığı kısıp
pencerede
gök uçurtma çeker yıldız çölüne
Bir ışık örtüsü açılacak göğe, acılaşan gecede; suya ateş
düşüp kirpiklerime gömülecek, yüzüme sıkışmış erguvan
ölüleri. Dilenci kızlara serpinti yağmurun
kırık sesi.
Ay batışı gözlere iki ezgi gibi hüzün çökerim, tetikte
yalnız kalan gölgemle. Sıkıntımın yıldız sefası, n'olur
kapatma kollarını, sakalıma basma sabah. Denk cepheli
çalışmalar ederi
kadar başlık paramız, asmayın bizi.
Güvencin uçuşu, alabildiğine rüzgâr;
gez arpacık göz tetikte.
Ölüm açmazda bekleyen kuş seslerine sağanak: Bakire
umutlar. Görünmez viranlığım. Çiğ
damlacıkları...
Soluğunda sevişen fesleğenlerin, üç kulaç kurşuni sudan
gözlerini saran kokusu; sendeleyen hoş bir yaşam,
inanç yüklü gülüşlerde. Gecenin sararmış mühründe billurlaşan
sessizliğe
dolunay doğarım.
Düş artık yakamdan
güneş kırıklarına dadanan sevda.
siirbaz   |Author |2009-10-17 14:44:19
avatar gezginin üç tılsımı

1.
zaman

son hecesi kırılır gecenin, ürperti veren yalnızlığın tüm renkle-
riyle; şaşkın bir sen, sessizlik kadar ince; gözlerde boğulan
hıçkırık. karanlık yürür ağır ağır,
uçuşur kalbimde sevgiden yana
ne varsa. kanayan dudaklarını çığlığın, şarapla yıkardım; deniz
kalırdı geriye, çığ düşerdim tersime. kutsanırdı sönmüş acılar,
ölüm doğrulanırdı, kayardı direnç noktası
ömrün; kendi eksenin-
de dönüp duran insanlar kadar.

içini vakitsiz açan mavilikti yüzüm. iz. giz. tuz. gökyüzünde çakan
kıvılcımım; sert sularda attım bedenimi, ah atım, avradım.
silahım olsaydın,
gece olsaydım ben de.

şimdi vuruluyorum. göğe taş kesiyorum. son hecesi gibi
kırılıyorum gecenin. zaman oluğu kaldırımlarda geziyorum.

2.
gülışığı

gerdik ya ölü yüzlerimizi rüzgârın sesine,
sevdamıza savrulan
küller kadar ıslak gözlerimizi kurutmak için; dökük tekneler gibi
yalnız kaldık çiçek kokularına sinmiş sularda. ve saçaklarında güz
tuttuğumuz göğün göçebe ömrüne yıllardan ekleyip
çıkardık
acıyı. düş solgunu gençliğimize sığmaz, bütün köprüleri kun-
daklanan gecelerimiz. yine de parlayacak yer bulamaz, suya biri-
ken yıldızlar. sen kendine akıt ışığını; kaybolan ellerinde
kan,
tanrısız kurban edilen iblisler. gül ötesi kaç ışık geçti, ucuz mut-
luluğumuzun prizması gözlerimizden?????????????

çocuk şarkılarında eridi yedirengimiz, umut ve ses olup; şiirimizin
kırık
penceresinde. an an yaşamaktayız anıları, kanlı bellekleri-
mizden hiç silinmeyen.

bir gün tutulmayacak nöbeti sessizliğin.

3.
yaşam

bir bir geziyorum ölümleri, gecenin bakışları arasında.
sabah
göğe yelken açıyorum, gündüzler tanımıyor beni nasılsa. ayna-
larda yürüyorum bazen, martılarla düşüyorum denize; dudak-
larımı siliyor acılar. soluk alışımı duyamıyorum. sokak lambaları
gibi
geç yanıyorum. gölgeler yürümüyor artık. kıvrılan yollarda
şarap lekeleri, sabahın ilk izi. ezanla dönüyor evine yüzü
külrengi gececikler. kaç kuytuda paslanıyor yalnızlık? üşüyorum.
gideceğim.

ve
ben güzün ağlayacağım
sulara çekileceğim dönerken balıkçılar
yakamoz göreceğim dümensiz simsiyah gözleri
öleceğim
ve ben
siirbaz   |Author |2009-10-17 14:46:09
avatar kız

ölüm kapkara bir kız
hadi gel sızalım geceye
peşimizde bin yıldız


korku

korkunun elleri yüzümü kapatsa da
biliyorum korkumun yarısı ecel yarısı umut
bu sevda benim bu ölüm de
karışmayın sakın
ha hiçbirimiz

bu ince sızılı yaşam benim

ömrüm

hangi ırmaktan akıyor yüreğinin bozaran sevdası
hangi kolunda köprüsü var gecenin
bir ucunda puslu gök bir ucunda sazlık, hasretle bilenen
aynı
ürperti aynı heyecan
sensin boyun eğen acıya
gizlenmez yaraları taşırken bedenin
ömrümün genç yarısına

aşktan

imgelerde yaşanacak aşk bırakmadım
tüm güzellikler donup kalıverdi karşımda
hüzün
kaçıyor penceremden koşarak
ölüm kayboldu geceye karışıp
bir kolunda gözyaşı diğerinde acıyla
siirbaz   |Author |2009-10-23 18:33:47
avatar aykırı

düş dağınıklığında yatağım
gözlerimde diş izleri
katıksız bir ölüm
gecede çoğalan

ve yattığım yerdeki
acının motiflerinde
kanar oyası yüreğimin

zamanla dayanağımı kopardığımda
varoluşa
aykırıydım

özlem cinayetleri
karaya demir atan
büyür seslerde kin
tersine dönerken
masaüstü takviminde saniye

ve müthiş bir yokluk
öykülerden alınıp
gömülür son esrarlı dağa

kız kaçıran bir
umudun
ışıltısı dolunayda
ezberletir tüm şiirleri
yalnızlığıma

şimdilik misafirim doğada...

Kaan İNCE
Sadece kayitli kullanicilar yorum yazabilir!
.
   Aradığınız ödevi Yeni Sözlük sitemizde bulabilirsiniz.
Bu Yazıyı Favori Listenize Ekleyin. Bu makaleyi web sitenize alıntılayın. Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Arkadaşına Gönder Bu Yazıyla Sitedeki Benzer Yazılar.. Bu yazıyı del.icio.us ta paylaş.

Üye Yorumları ()

Gönderilen yeni yorum yok

 
Sonraki >

Yazar Bilgileri

profile git
 :: Bu Yazıyı Gönderen
Üye Adı : siirbaz
Nerden : İstanbul
Beğeni : 68
Yazarın : Profili
Yazara : Mail At
 :: Yazar İmzası
sevgim acıyor;kimi sevsem kim beni sevse...
 :: Bu Yazarın Son Yazıları
Kaan İnce
  • Bağlantı
  • Yazı Veri Bilgileri
Bu Yazının Okunma Sayısı: 795
Açıklama: Kaan İnce  Nedir ? Kaan İnce kimdir, Kaan İnce ne demek, Kaan İnce hakkında bilgi, Kaan İnce anlamı nedir, Kaan İnce tanımı, Kaan İnce örneği, Kaan İnce nerede, Kaan İnce türleri, Kaan İnce ne zaman, Kaan İnce çeşitleri ???
Etiketleri : Kaan İnce | Afşar Timuçin